Ermeni Sorunu

Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us

ATATÜRKİYE - Blogcu

Haberbaz: Son Dakika






İLKELİ YAŞAMAK...

Gerçekleri dile getirebilen dostlarımız, dürüst insanlar da var bu Dünyada....

 

İLKELİ YAŞAMAK!

".....

Tarih şunu öğretiyor:

 

Türkler gerçeği unutup Ermeni soykırımının gerçekleştiğini söylerlerse, Ermeni milliyetçileri iddialarından vazgeçmeyeceklerdir. Türkler işlemedikleri bir suç için özür dilediler diye Erzurum ve Van üzerinde hak iddia etmekten vaz geçmeyecekler. Hayır. Çabalarını daha da artıracaklar.

 

"Türkler soykırım yaptıklarını kabul ettiler. Şimdi suçlarının bedelini ödemeleri lazım diyecekler."

Şimdi Türkiye'yi eleştirerek Türkiye'nin soykırımı kabul etmesi gerekir diyenler, o zaman da Türklerin tazminat ödemesi gerektiğini söyleyecekler. Ondan sonra da Türklerin Erzurum, Van, Elazığ, Sivas, Bitlis ve Trabzon'u Ermenilere vermesi gerektiğini söyleyeceklerdir.

Türklerin bu baskıya boyun eğmeyeceklerini biliyorum. Türkler bunu yapmayacaklar çünkü bunun yanlış olacağını biliyorlar. Giriş ücreti olarak sizden yalan söylemenizi isteyen bir örgüte -AB- üye olmak nasıl doğru olabilir? Hangi dürüst insan kendisine "Ancak babanın katil olduğu yalanını söylersen bize katılabilirsin" diyen bir örgüte girer?

Avrupa Birliği'nin Ermeni milliyetçilerinin isteklerini reddedeceğini umuyor ve buna güveniyorum. Ümit ederim ki Ermeni milliyetçilerinin Avrupa'nın iyiliğini düşünmediklerini anlayacaklar. Zaten Avrupa Birliği'nin istekleri ne olursa olsun Türkiye'nin onuruna inanıyorum. Türkleri tanıdığım kadarıyla gerçekte olmadığı halde Ermeni Soykırımı'nın vuku bulmuş olduğunu asla söylemeyeceklerdir. Biliyorum ki Türkler işlemedikleri bir suçu itiraf etmeleri yolundaki taleplere direnecekler, dürüstlüğün bedeli ne olursa olsun.

 

Türklerin dürüstlüğüne inanıyorum. Türklerin tarih konusunda yalan söylemeyeceklerini biliyorum. Biliyorum ki Türkler babalarının katil olduğunu asla söylemeyecekler.

Türklere güveniyorum."

 

 

Prof Dr Justin Mc Carthy

Yorum (2) Kalici Baglanti


TEPKİ GÖSTERMEK İÇİN SEBEP ARAYANLARA DUYURULUR !!!

Loadtr.Com

 

 FATMA ALIYE HANIM

 

Fatma Aliye Hanim (1862-1936)  Turk edebiyatinin ilk kadin

romancisiymis. Fatma Aliye'yi bundan sonra artik herkes taniyacak.

Cunku FatmaAliye'nin fotografi bundan boyle 50 TL lik banknotlarda

Ataturk'un yerine yerlesecek. 50'ligin Bir yuzunde Fatma Aliye, diger

yuzunde Ataturk. Cumhuriyetin yetistirdigi bunca basarili Turk kadini

varken, Fatma Aliye nereden cikti demeyin.

 

Fatma Aliye'yi Ataturk'un yerine yerlestiren nedenin onun romanciligi

oldugunu saniyorsaniz aldaniyorsunuz. Asil neden onun Islamciligi ve

Ataturk Devrimlerine karsi olmasi.

****

Fatma Aliye'nin tesetture olan tutkusu onun yazilarina da yansimis.

Bir yazisinda kadinlarin giyim tarzi konusunda soyle diyor; "...Iste

bu tuvaletin uzerine zinetten ari ve bolca bir sey giyilir ve saclar

da bir bas ortusuyle ortulurse seriata muvafik surette tesettur

edilmis olur." Fatma Aliye Hanim, Mustafa Kemal'in yaptigi devrimleri

bir turlu benimseyememis.Romanlar yazan, Bati edebiyatindan

ceviriler yapan ve donemindekierkek egemenligine karsi cikabilen bir

kadin, nasil olur da Mustafa Kemal aydinligini goremez, anlamak olasi

degil. Saltanatin kaldirilmasini, alfabenin degistirilmesini ve padisahin

dusurulmesini, Fatma Aliye Hanim asla kabul edememis, Mustafa Kemal'e

hep karsi olmus. Kendisinin, bir Osmanli pasasinin (Ahmet Cevdet Pasa)

kizi olmasinin bunda rolu var elbette. Ayrica Evinde cocuklarinin ona

yasattigi sikintilar onu daha da Islam'a baglamis olabilir. Evden kacip

Katolik rahibe olan bir kizin annesi olarak yasanan travma herhalde

azimsanacak gibi degildir.

****

Elde edemedikleri turban ozgurlugu nedeniyle kendilerini Turkiye'ye

"uzak" bulanlar elbette Fatma Aliye Hanim'in fotografinin oraya

konmasindan mutlu olacaklardir.

 

 

TEPKİ :

 

50 TL Yİ ALMAMAK...

 

KULLANMAMAK...

 

VE BANKADAN DEĞİŞTİRMEK

 

AMA MUTLAKA SEBEBİNİ SÖYLEYEBİLME CESARETİ GÖSTERMEKLE OLABİLİR

Yorum (0) Kalici Baglanti


CUMHURİYET ŞEHİDİ M.F.KUBİLAY




Cumhuriyet rejiminin 1925 yılındaki Şeyh Sait isyanından sonra tanık olduğu ikinci önemli irtica olayı...

23 Aralık 1930

"Kubilay Olayı", Cumhuriyet tarihinin en önemli olaylarından biridir. Menemen olayının izleri toplumsal bellekten hiç silinmedi. Kubilay "devrim şehidi" olarak simgeleşti.

 

 

 Adı Mustafa Fehmi Kubilay. Baba adı Hüseyin, ana adı Zeynep. Giritli bir ailenin çocuğu. 1906 doğumlu. Kubilay bir öğretmen. Cumhuriyet öğretmeni. 1930 yılında İzmir'in Menemen İlçesi'nde askerlik görevini yapıyor. O sırada 24 yaşında.

 

Bu genç insan, Menemen’de 23 Aralık 1930’da şeriat isteyenler tarafından öldürüldü. Genç Cumhuriyet rejiminin 1925 yılındaki Şeyh Sait isyanından sonra tanık olduğu ikinci önemli irtica olayı, "Menemen Olayı - Kubilay Olayı" olarak tarihe geçti.

 

Menemen olayının izleri toplumsal bellekten hiç silinmedi. Kubilay "devrim şehidi" olarak simgeleşti.

 

Kubilay Olayı ile ilgili olarak, Atatürk'ün Silahlı Kuvvetlere mesajı, Genelkurmay Başkanı'nın mesajı, TBMM'de soru önergesi ve Başbakan İsmet İnönü'nün konuşması, Bakanlar Kurulu'nun sıkıyönetim ilanı kararı, Sıkıyönetim ilanının TBMM görüşmeleri, yargılamanın ilk günkü tutanakları, Savcılığın Esas Hakkındaki İddianamesi, Divanı Harp Kararnamesi, TBMM Adliye Encümeni Mazbatası ve TBMM Genel Kurul kararları, tam metin olarak yer almaktadır.

 

 

 

 Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal'in orduya mesajı

 Denizli Milletvekili Mazhar Müfit (Kansu) ve 43 arkadaşının soru önergesi

 Başbakan İsmet Paşa ile Denizli Milletvekili Mazhar Müfit Bey'in konuşmaları

 Bakanlar Kurulu'nun sıkıyönetim kararı

 TBMM'de sıkıyönetim ilanı görüşmeleri


Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal'in orduya mesajı
Denizli Milletvekili Mazhar Müfit (Kansu) ve 43 arkadaşının soru önergesi
Başbakan İsmet Paşa ile Denizli Milletvekili Mazhar Müfit Bey'in konuşmaları
Bakanlar Kurulu'nun sıkıyönetim kararı
TBMM'de sıkıyönetim ilanı görüşmeleri
Sanıkların yargılanması (1) - Sanıkların kimlik bilgileri
Sanıkların yargılanması (2) - İlk ifadeler
Sanıkların yargılanması (3) - İlk ifadeler
Sanıkların yargılanması (4) - İlk ifadeler
Sanıkların yargılanması (5) - İlk ifadeler
Esas Hakkındaki İddianame
Divanı Harp Kararnamesi
Kararların TBMM'ye sevki...
TBMM Adalet Komisyonu Raporu ve TBMM kararı...
Anadolu Ajansı haberi...

 (Belgeler, ilgili tarihlerdeki TBMM Tutanak Dergilerinden alınmıştır.)

 

 Olayın elebaşısı “mehdi” olduğunu iddia eden Giritli Mehmet (Derviş Mehmet) adında Nakşibendi tarikatına bağlı biriydi. 7 Aralık’ta 6 müridiyle (Şamdan Mehmet, Sütçü Mehmet Emin, Nalıncı Hasan, Küçük Hasan) Manisa’dan yola çıkan Derviş Manisa’dan yola çıkan Derviş Mehmet, 23 Aralık sabahı, gün doğarken Menemen’e girdi. Belediye Meydanında çevresine topladığı yaklaşık yüz kişiyle zikrederek şeriat ilan etmeye kalkıştı. Meydandaki kalabalığın bir bölümü çağrısına uymuş, bir bölümü ise seyirci kalmayı yeğlemişti. Silahlı olan asiler bir müfrezenin başında olaya müdahale eden yedek subay Asteğmen Kubilay’ı hemen ardından da Hasan ve Şevki adındaki iki mahalle bekçisini öldürdüler.

Olay, arkadan yetişen askeri birlikler tarafından şiddetle bastırıldı. Bu arada Derviş Mehmet de vuruldu. Kaçanlar yakalandı, ilişkisi olanlar hakkında hemen kovuşturma başlatıldı.

27 Aralık’ta, İçişleri Bakanı Şükrü Kaya ile Ordu Komutanı Fahrettin Paşa (Altay) İstanbul’a giderek Dolmabahçe Sarayı’nda Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal’e olay hakkında bilgi verdiler.

Mustafa Kemal Paşa, 28 Aralık’ta orduya gönderdiği başsağlığı mektubunda şöyle diyordu:

 "Mürtecilerin (gericilerin) gösterdiği vahşet karşısında Menemen’deki ahaliden bazılarının alkışla tasvipkar bulunmaları bütün cumhuriyetçi ve vatanperverler için utanılacak bir hadisedir."

31 Aralık 1930’da toplanan bakanlar kurulu, Menemen ilçesi ile Manisa ve Balıkesir merkez ilçelerinde bir ay süre ile sıkıyönetim ilan edilmesine karar verdi.  Sıkıyönetim komutanlığına 2. Ordu Kumandanı Fahrettin Paşa (Altay), Divan-ı Harp Reisliği’ne 1. Kolordu Komutan Vekili Muğlalı Mustafa Paşa atandı.

Olay 1 Ocak 1931’de Denizli Milletvekili Mazhar Müfit (KANSU) ve arkadaşlarınca verilen soru önergesiyle TBMM Gündemine getirildi. Soru önergesini Başbakan İsmet Paşa (İnönü) cevaplandırdı. Daha sonra Sıkıyönetim ilanına ilişkin önerge tartışıldı ve oybirliğiyle kabul edildi.

 7 Ocak 1931’de Çankaya’da, Mustafa Kemal Paşa başkanlığında, Başbakan İsmet Paşa, Meclis Başkanı Kazım Paşa (Özalp), Sıkıyönetim Komutanı Fahrettin Paşa (Altay), İçişleri Bakanı Şükrü Kaya ve Milli Savunma Bakanı Zekai Bey’in (Apaydın) katıldıkları bir toplantı yapıldı ve Menemen Olayı bütün yönleriyle ele alındı. Olayın gerici nitelikte, düzenli ve siyasi olduğu görüşüne varıldı.

Sıkıyönetim mahkemesi, 105 sanığı 15 Ocak 1931’de yargılamaya başladı. Duruşmalar, 25 Ocak’ta sona erdi ve  105 sanıktan 37’si için ölüm cezası verildi. 6’sının ölüm cezası yaş haddi  nedeniyle 24 yıl “idama bedel hapis cezası”na çevrildi.  Diğer sanıklardan 20’sine bir yıl, 14’üne üç yıl, 6’sına 15 yıl, birine 12,5 yıl hapis cezası verildi, 27 sanık beraat etti.

 Karar, 31 Ocak 1931’de TBMM’ye sunuldu. Aynı gün Adalet Komisyonu’nda görüşüldü. Komisyon, 31 ölüm cezasından 28’ini onayladı. 2 kişinin ölüm cezasını 2 yıl hapis cezasına çevirdi. Bir kişinin cezası da, ölmesi nedeniyle kalktı. TBMM Genel Kurulu, 2 Şubat 1931’de cezaları onayladı.

 Ölüm cezaları 3 Şubat 1931’de yerine getirildi.

Sıkıyönetim, 28 Şubat 1931’de Manisa ve Balıkesir’den, 8 Mart 1931'de de Menemen’den kaldırıldı.

 

Menemen’de 23 Aralık 1930’da patlak veren Cumhuriyet karşıtı olayda yedek subaylığını yapmakta olan öğretmen Kubilay şeriat isteyenler tarafından öldürüldü.


SENİ UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ !

Yorum (1) Kalici Baglanti


ÖZÜR DİLERİZ...






Yorum (0) Kalici Baglanti


BİZ ÖZÜR DİLEMİYORUZ

Son günlerde yine bazı çevreler tarafından hortlatılan “Ermeni Soykırımı” iddiaları, hepinizin de bildiği üzere yine sözüm ona bu ülkenin aydınıyız diyen kesimleri tarafından desteklenmekte ve bir de bunun için özür dileme kampanyası başlatılmış bulunmaktadır. Bir insan ülkesinin tarihi hakkında ne kadar az şey bilir ise, o kadar çok yanılır. Kaldı ki, bu ülkede hiçbir zaman ne ermeni, ne de kürt soykırımları yapılmıştır. Burası bizim ülkemiz ve bu ülkenin geçmişi diğer ülkeler gibi üç beş günlük değildir. Tarihte bir yolculuk yapsaydınız bugün bu özür dileme kampanyasına imzanızı atmaz ve ne kadar da küçüldüğünüzü anlardınız. Siz kimsiniz ve kimden ne için özür diliyorsunuz. Siz bu ülkenin sınırları içerisinde yaşayan, bu ülkenin vatandaşı olup, pembe ve mavi kimliklere sahip olan, bu ülkenin okullarında okuyan, adam olan ve yine bu ülkenin bir bireyi olarak laik ve demokratik bir ortamda ağzınıza geleni kulağınız duymadan söyleyen zavallılar. Belki yaşım sizden küçük olabilir ve belki sizin kadar siyasete aklım da ermeyebilir ama, bildiğim bir gerçek var ki, benim atalarım ve onların ataları ve daha öncekiler bu topraklarda doğdular, bu topraklarda yaşadılar ve yine bu topraklar üzerinde yaşama veda ettiler. Ama sanırım siz bu ülkenin şartlarından memnun değilsiniz ve yine siz kendinizi çok aydın görenler olarak belki de bir Orhan PAMUK olma hevesinde de olabilirsiniz ama şunu asla unutmayın ! Hiçbir ülke asla ve asla çıkarı olmadan size kucak açmaz ve kucak açanlar sizlerle işleri bittikten sonra kapının önüne koyduklarında gidecek yeriniz olmadığında nereye gideceksiniz. Belki sığınma hakkı talep edeceksiniz kim bilir. Orası sizin sorununuz. Unutmayın ki, bu ülke şanlı ve şerefli bir geçmişe sahiptir ve bunu kirletmeye kimsenin gücü yetmeyecektir. Çünkü bu ülke üç günlük müteahhitlerin yaptığı çürük binalara benzemez. Çünkü bu ülkenin temeli sağlamdır. Bu ülke Atatürk’ün kurduğu yıkılmaz temeller üzerindedir. Ve yine unutmayın ki bu ülkenin gerçek sevenleri bir araya gelip her türlü haksız eleştirilere karşı kendisini ve ülkesini korumasını bilir. Bizler “NE MUTLU TÜRK’ÜM” demekten asla yılmayacağız ve bu ülkede doğduğumuz için kendimizi her an şanslı sayacağız ve asla sözde ermeni soykırımı için kimseden özür dilemeyeceğiz, bu da böyle biline….

Bu arada Ermeni tarihçiler bile kendi kökenleri hakkında gerçek bir bilginin olmadığını söylerken siz çıkmış bu ülkede 20.000 Ermeni’nin katledildiğinden kolaylıkla bahsedebiliyorsunuz. Ve bu ülkede hala özgürce yaşamakta olan Ermeni asıllı vatandaşlarımız var. Amacınız ne. Bu yalakalık kime. Kimden ne gibi bir çıkarınız var. Biz her şeyi biliyor,görüyoruz ama susmayacağız.

Bu nedenle size vermek istediğim bir adres var. Bilenler bilir ama bilmeyenler, bilip de daha önce hiç uğramamış olanlar var ise lütfen bu adrese uğrayın ve lütfen dikkatlice okuyun. Hafızalarınızı tazeleyin …

Son olarak geçen sene 12 puanla Eurovision’a oy veren ülkemizdeki bazı yalakalar bu sene Türkler ve Köpekler giremez şarkısıyla bizi kötü olarak lanse edecek ve hakaret edecek olan grupla ilgili olarak ne düşünüyorlar çok merak ediyorum doğrusu…

"NE MUTLU TÜRK'ÜM " diyene,,,

Saygılarımla...


THE ARMANIAN FILE http://genocide.blogcu.com

Yorum (2) Kalici Baglanti


Ermenilerden Özür diliyorlarmış....!

Ermenilerden Özür diliyorlarmış....!

1915 Ermeni tehcirinde yaşananlar imza kampanyasıyla yeniden gündeme taşınıyor. Kampanyanın öncülüğünü akademisyenler Ahmet İnsel, Baskın Oran ve Cengiz Aktar ile gazeteci-yazar Ali Bayramoğlu yapıyor.
Yılbaşında internette başlatılacak imza kampanyasının adı "Özür diliyorum." Kampanya metninde

"1915'te Osmanlı Ermenileri'nin maruz kaldığı Büyük Felaket'e duyarsız kalınmasını, bunun inkar edilmesini vicdanım kabul etmiyor. Bu adaletsizliği reddediyor, kendi payıma Ermeni kardeşlerimin duygu ve acılarını paylaşıyor, onlardan özür diliyorum" yazıyor.

İNTERNETTE YAYINLANACAK
Vatan'ın haberine göre uzun tartışmalardan sonra mutabık kalınan kampanya için alışılagelmiş kampanyalar-dan farklı bir yol izlenecek. Hedef, internette bir yıl boyunca mümkün olduğunca fazla katılım sağlamak. Galatasaray Üniversitesi'nden Prof. İnsel, kampanyayı tarihi sorumluluk karşısında bireysel bir tavır olarak tanımlıyor. Prof. İnsel "Resmi politikadan bağımsız olarak biz yurttaşların Türkiye tarihi ile ilgili görüşlerini beyan hakkı var. Kampanyayı bir politika malzemesine dönüştürmemek gekir" dedi. Bahçeşehir Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Dr. Cengiz Aktar da kampanya ile ilgili olarak Vatan Gazetesi'ne konuştu.
Kampanya nasıl ortaya çıktı?
Bireyi, bireyin hissiyatını öne çıkaran bir kampanyanın vaktinin gelmiş hatta geçmiş olduğu kanaatinden yola çıktık. Muhtemelen yılbaşında çok geniş bir kampanya haline getirmeyi hedefliyoruz.
Kampanyanın amacı nedir? Ermenilerin başına gelenler Türkiye'de çok az bilinen, unutturulmuş, tahrik edilmiş olgular. Türkler bu meseleleri daha çok büyüklerinden, dedelerinden duydu. Ama konu hiçbir zaman objektif bir tarih anlatımı haline dönüşemedi. Bu yüzden pek çok insan Türkiye'de bugün bütün iyi niyetiyle Ermeniler'in başına bir şey gelmediğini zanneder. Bunun çok tali, ikincil hatta karşılıklı katliamlar şeklinde cereyan eden ve 1. Dünya Savaşı koşullarıyla açıklanan bir nevi 'vaka-i adiye' olduğu kanaati resmi tarih
tarafından yıllardır söylene gelmiştir. Fakat gerçekler maalesef çok farklı. Belki bir tane gerçek var, o da şu son tahlilde Ermeniler artık Anadolu'da yok ama diğer unsurlar Türkler ve Kürtler hala burada. Bu kampanyanın öznesi bireyler. Bireyin vicdanından gelen bir ses bu. Özür dileyen diler dilemeyen dilemez.
Niçin özür dileniyor?
Bu kadar zaman boyunca, neredeyse 100 sene olacak bu konudan bahsedememiş, açıkça konuşamamış olmaktan dolayı özür dileniyor.

VE BİR YORUM(y.karahan):

Bu Kampanyayı başlatanlara teşekkür ederiz(!) Çünkü; Kampanyanın sonucu, bilgilendirme açısından çok iyi olacak! Artık tüm "Pamukizm" efradı "pamukcular" ortaya çıkacak!Belki bu Pamukistler, Türkiye – Ermenistan Milli Maçına Ermenistan taraftarı olarak gider ve Ermeni futbolculara Gül !!! atarlar!
YAŞASIN İHANET(!)
ÖZÜR DİLENECEK ERMENİLER ANADOLU'DA NE YAPMIŞ?SADECE BİR ÖRNEK:



"Caminin avlusu takriben bir buçuk metre yüksekliğinde cesetle örtülü idi. Bunlar arasında her yaşta kadın, erkek, çocuk ve ihtiyar bulunuyordu. Kadınların vücutlarında ırza geçme alametleri gözüküyordu. Kadın ve genç kızların tenasül aletlerine fişekler sokulmuştu…"
Erzincan'dan Erzurum'a çekilmekte olan Ermeni çetelerinin yolları üstündeki bütün Müslüman köylerini ve sakinlerini nasıl yok ettiği, bu defa da Rus komutan Yarbay Twerdokhleboff'un ağzından doğrulandı. Yarbay Twerdokhleboff, notlarında dehşet verici Ermeni vahşetini şöyle anlattı: Rus ordusunun Erzurum'a ricati sırasında topçu cephanesini taşıtmak üzere Kürtlerden ve hiçbirinde silah bulunmayan bu civar sivil halktan arabacılar seçilmişti. Erzurum yakınlarında Ermeniler Rus subaylarının istirahat etmek üzere çekilmiş olmalarından istifade ederek arabacıları öldürmeye başladılar.
Biçarelerin feryatları üzerine koşuşan Rus subayları müdahale etmemeleri için silahla tehdit edilmişlerdir. Katliam en vahşi bir şekilde cereyan etmiştir. Topçu Teğmeni Medivani, Erzurum'da Rus topçu subayları kulübünde aşağıdaki sahneye şahit olduğunu şöyle anlatmıştır: Bir Ermeni, Kürt arabacılarından birine vurmuş, elinde tuttuğu değneği, ölüm halinde arka üstü düşen arabacının ağzına sokmak istemişse de, diğeri can havliyle dişlerini sıkmış olduğundan bu korkunç teşebbüsünde muvaffak olamamıştır. Bunun üzerine öfkesinden ölüm halinde bulunan biçareyi vücuduna indirdiği tekmelerle öldürmüştür. Medivani, Odişelice İlice köyünden (şimdiki Ilıca ilçesi) kaçamamış olan bütün Türklerin katledildiklerini ve başları kör satırlarla koparılmış olan sayısız çocuk cesedi gördüğünü bana söyledi.
Cesetlere tükürdüler
28 Şubat'ta yani katliamdan üç hafta sonra İlice'den dönen Yarbay Griasnoff, bana şunları anlatmıştır: Köye giden yollarda uzuvları hurdahaş olmuş cesetlere rastlamıştır; yoldan geçen her Ermeni bir de küfür savurarak bunlara tükürmüş. Caminin 10 - 15 saşen (10 metre = 4.69 saşen) büyüklüğündeki avlusu takriben bir buçuk metre yüksekliğinde cesetle örtülü idi. Bunlar arasında her yaşta kadın, erkek çocuk ve ihtiyar bulunuyordu. Kadınların vücutlarında ırza geçme alametleri gözüküyordu. Kadın ve genç kızların tenasül aletlerine fişekler sokulmuştu. Yarbay Griasnoff, Ermeni kıtalarında telefoncu olarak çalışan birkaç genç Ermeni kızını caminin avlusuna çağırarak, vatandaşlarının yaptığı vahşeti göstermiş ve kapalı bir tekdir mahiyetinde olmak üzere bununla iftihar edebileceklerini söylemiştir.
Türk kızının kalbini çıkardılar

Fakat bu manzara karşısında dehşet içinde kalacakları yerde sevinçten güldüklerini görünce, Griasnoff'u nefretle karışık bir hayret kaplamıştır. Bizzat bir subayın bile saçlarını dimdik yapan böyle bir manzara karşısında tahsil ve terbiye görmüş genç kızların sevinçten çılgın bir hale gelmelerinin bunların ırsi vahşetlerine inkar edilemez bir delil olduğunu ilave etmiştir. Kızlar gülüşlerinin asabiyetten ileri geldiğini iddia etmişlerse de karşılarındakini ruhen kana ne kadar susamış oldukları hususunda aldatamamışlardır.
Hamamda tecavüz ve katliam

Alaca mıntıka kumandanının müteahhidi olan bir Ermeni, 27 Şubat'ta bu köyde yapılan gayri insani muameleler hakkında şunları anlatmıştır: Ermeniler bir Türk kadınının kalbini çıkardıktan sonra bir duvara baş aşağı çakmışlardır. Büyük Erzurum katliamı 7 Şubat'ta başlamıştı. Ermeni topçuları sokaklarda 270 kişiyi yakalamış, bütün elbiselerini soyduktan sonra hepsini bir hamama götürmüş ve burada en haris hislerini tatmin etmişlerdir.

Yorum (0) Kalici Baglanti


ATATÜRK DİYOR Kİ ,



"... Artık vaziyeti düzeltmek için mutlaka Avrupa'dan nasihat almak,
bütün işleri Avrupa'nın emellerine göre yapmak,
bütün dersleri Avrupa'dan almak gibi birtakım zihniyetler belirdi.
Halbuki, hangi istiklal vardır ki yabancıların (imf) nasihatleriyle,
yabancıların (AB) planlarıyla yükselebilsin?..
Tarih, böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir!"
6 Mart 1922, TBMM

Mustafa Kemal ATATÜRK

Yorum (0) Kalici Baglanti


ADD GENEL MERKEZİ AÇIKLAMASI …

 

VATANI SAVUNMAK HAKTIR... KABAHAT DEĞİL...! 

 

1914'de Emperyalistlerin Türk topraklarını paylaşım sürecinde, Türkmilletine ve Osmanlı devletine Ermenilerin yaptığı büyük ihaneteduyarsız kalınması ve ermeni çetelerince topluca öldürülmüş, kıyımauğramış binlerce Anadolu insanının yok sayılmasını kabul etmemizmümkün değildir.  Tarih bilimi ile uğraşan hiçbir güvenilir kişi tarafından soykırımolarak nitelendirilmeyen, ihanete karşı tedbir olarak yapılan zorunlugöçten dolayı özür dilemeye kalkışmak şehitlerimize ihanet etmekanlamına gelecektir.  Bu konuda 15 Aralık 2008 tarihli basında yer alan ve 60'a yakın emeklibüyükelçi ve diplomatımızın bildirisine ADD olarak aynen katılıyoruz.  Bu, Türkün haklı davasında "Yurtta Sulh Cihanda Sulh" anlayışındanvazgeçmeden bilimsel duruşumuzu ve ulusal onurumuzu koruyacağımızıkamuoyuna saygıyla duyururuz. 

 

 

 Atatürkçü Düşünce Derneği

Genel Yönetim Kurulu

Yorum (0) Kalici Baglanti




<<Önceki Sayfa
|1/123|Sonraki Sayfa>>

Image Hosted by ImageShack.us
"http://www.w3.org/TR/xhtml11/DTD/xhtml11.dtd">
Image Hosted by ImageShack.us